HUKUKTA "DUYUM" DİYE BİR DELİL YOKTUR

PDF formatında görüntülemek için tıklayın
Sayın Adnan Oktar vatansever, milliyetperver, üniter devlet anlayışına sahip, bölücü terörün fikri zeminini oluşturan Marksizm, Darwinizm ve komünizme karşı büyük mücadele veren bir fikir adamıdır. Bu fikri mücadelenin çok geniş bir kitle üzerinde etkili olması, başta bir kısım basın olmak üzere ülkemizin önemli güç merkezlerinde uzantıları olan komünist derin devlet çetesinde büyük bir rahatsızlık meydana getirmiştir. Bu çete BAV Davası'nın bir mahkumiyet kararıyla bitmesini istemekte ve bunun için her yola başvurmaktadır. Ancak bu kişiler baştan kaybedilmiş bir davanın savunuculuğunu yapmaktadırlar. Bu çabaları boşunadır.
Sayın Adnan Oktar'ın yurt dışına çıkacağına dair ortaya atılan sözde duyum iddiası da bu sonuçsuz çabalardan biridir. Bu duyum tamamen gerçek dışıdır, yalandır ve iftiradır.
1) "DUYUM" BİR GEREKÇE OLAMAZ
Müşteki vekilleri söz konusu talepte bulunurken, Adnan Oktar'ın yurtdışına kaçma girişiminde olduğu duyumunu aldıklarını söylemişlerdir. Bu gerçek dışıdır. Buna ilişkin herhangi bir delil yoktur. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Kaynağı, dayanağı, mahiyeti belirsiz bir uydurma "duyum" iddiasının yasal gerekçe olarak kabul edilemeyeceği tartışmasızdır.
2)YASAĞI GEREKTİRECEK BİR DELİL DOSYAYA GİRMEMİŞTİR
BAV davası yaklaşık 8 yıldır devam etmektedir. Bu süreçte 7 ayrı mahkeme tarafından 30 duruşma yapılmıştır ancak bu mahkemelerin hiçbiri yurt dışına çıkış yasağı getirilmesine gerek duymamıştır. Böyle bir konu gündeme dahi gelmemiştir. Halihazırda dosyaya yeni bir kanıt ya da böyle bir karara neden olacak bir delil eklenmediğine göre yurt dışına çıkışın yasaklanması yönünde bir karar için herhangi bir gerekçe bulunmamaktadır.
3) BAŞSAVCILIK DUYUM İDDİASINA İTİBAR ETMEMİŞTİR
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 19.06.2007 tarihinde ‘suç vasfı ve delil durumuna göre yurtdışı yasağına ve tevkife gerek bulunmadığı' yönünde mütalaa vermiştir.
4)YURTDIŞINA ÇIKMA ŞÜPHESİ YOKTUR
Adnan Oktar bugüne dek hiç pasaport almamış, vize başvurusunda bulunmamış, yurtdışı vasıtaları için bilet almamış, yurtdışına gideceğine dair herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Nitekim bu sayılanlar, Adnan Oktar'ın yurtdışına gitme hazırlığında olmadığının kesin göstergelerindendir.
5) BİR YASAK KARARI ORANTISIZ OLARAK NİTELENEBİLİR
Davamızın sevk maddesi TCK'nın 220. maddesidir. Sayın Adnan Oktar'ın tutuklu kaldığı süre bu maddenin infaz süresini karşılamaktadır. Yurtdışı yasağı, olayımızda çok orantısız bir uygulama olacaktır.
6)BÖYLE BİR YASAK, "YASA ÖNÜNDE EŞİTLİK" İLKESİNE UYMAZ
BAV davasında Adnan Oktar ile birlikte yargılanan diğer şahıslar işleri gereği rahatça yurtdışına gidip gelmektedirler. Elbetteki bu onların doğal haklarıdır. Aynı konumda olan Sayın Adnan Oktar hakkında yurtdışı yasağı yönünde bir karar ‘kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmaları, ayrım ve ayrıcalık yapılmaması ilkelerine' uyulmadığı izlenimini uyandırabilir.
7)CMUK 29. MADDE GEREĞİNCE BÖYLE BİR YASAĞIN HÜKMÜ OLAMAZ
Bu dosyada mahkeme, dosyanın bir bölümünü Yargıtay'daki reddi hakim taleplerinin karara bağlanması için Yargıtay 8. Ceza Dairesi'ne iade etmiştir. Dolayısıyla dosyada henüz karara bağlanmamış red talepleri bulunduğundan, CMK 29. Maddesine göre öncelikle bu eksikliğin giderilmesi gerekmektedir. Yargıtayca bu konu çözümlenmeden önce yapılan tüm işlemler ve alıncak tüm kararlar "yok hükmünde"dir.
8) SAVUNMA HAKKI VERİLMEDEN BÖYLE BİR KARAR AÇIKLANAMAZ
Söz konusu davada sadece müdahil müvekkilin ortaya attığı sözde bir duyum iddiası vardır. Mahkeme karar alırken bu iddianın doğruluğu ya da kaynağı konusunda araştırma yapmalı ve Sayın Adnan Oktar'a söz hakkı vererek savunması dinlenmelidir. Bu yapılmadan alınacak bir karar hakkaniyete, adil yargı hakkına ve hukuka aykırıdır.
9) YASAĞIN SÜRESİNİN BELİRLENMEMESİ AİHS'NİN İHLALİ OLUR
Davanın ne kadar süreceği belirli olmadığı için böyle bir yasağın süresinin ucu açık olmamalıdır. AİHM süresi belirsiz hak kısıtlılıklarını ağır bir sözleşme ihlali olarak kabul etmektedir.
10) ADNAN OKTAR VATANINDAN AYRILMAYACAĞINI ÇEŞİTLİ KERELER BASINA AÇIKLAMIŞTIR
Sayın Adnan Oktar'ın, 24.05.2007'de Objektif Programına yaptığı açıklamada yeralan "EvvelAllah, aslanlar gibi vatanımdayım. Hiçbir güç beni buradan çıkaramaz, Allah'ın izniyle. Öyle hapis mapis falan bunlardan da hiçbir şekilde etkilenmem. Boşa seviniyor böyle diyenler… Yani öyle bir şeyden çekinmem ben. Arkadaşlarım da gocunmaz. Ben vatanımı hiçbir şekilde terk etmem. Benim toprağım, kendi kardeşlerim, kendi arkadaşlarım. Onu düşünenler boşa düşünüyorlar. Yani boş bir ümit içindeler" şeklindeki ifadeleri bu gerçeğin en açık ifadesidir.
Bilinmelidir ki Sayın Adnan Oktar ve BAV camiası mensupları çok uzun yıllardır devam eden bu mukaddes hizmetleri sırasında defalarca engellenmek istenmişler, karalama ve iftira kampanyalarına maruz kalmışlar, tutuklanmışlar, komplolara hedef olmuşlar ancak hiçbir şekilde yılmamış, yaptıkları bu onurlu karşılıksız hizmetten ödün vermemişlerdir. Her defasında da gerek Türk Adaleti nezdinde gerekse Yüce Türk Milletinin vicdanında aklanmışlardır. Bu bundan sonra da böyle olacaktır.
Adnan Tınarlıoğlu
EBRU ŞİMŞEK'iN, SAYIN ADNAN OKTAR VE BAV CAMİASI MENSUPLARI HAKKINDAKİ
TÜM İDDİALARININ İFTİRA MAHİYETİNDE OLDUĞU MAHKEME KARARIYLA TESPİT EDİLMİŞTİR
Ebru Şimşek'in iddialarının gerçek dışı olduğu, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 2006/26 esas sayılı davada Başsavcılığın verdiği BERAAT MÜTALAASI ve yine 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2007/7 No.lu BERAAT KARARI ile kesinlik kazanmıştır. Beraat kararında yer alan ifadeler şu şekildedir.
"Sanıkların savunmalarına, katılan Ebru Şimşek vekillerinin beyanlarına, Ebru Şimşek ile ilgili izlenen CD görüntülerine, yine Ebru Şimşek ile ilgili CD görüntüleri üzerinde görüş beyan eden bilirkişi Nevzat Tarhan'ın beyanına, inşaat mühendisi bilirkişi Çağlar Göksu'nun Ebru Şimşek'in görüntülerinin alındığı evle ilgili beyanına, EBRU ŞİMŞEK'İN İLİŞKİLERİ konusunda beyanda bulunan savunma tanıkları Özgür Aydemir, Mehmet Ali Yıldırım, Tacettin İnce, Yavuz Coşkun, İbrahim Özcan, Ecevit Şahin'in anlatımlarına göre; sanıklar (..) hakkında TEHDİT İLE MENFAAT SAĞLAMAK (ŞANTAJ) SUÇUNDAN AÇILAN DAVADA ATILI SUÇUN SÜBUT BULMADIĞI (SABİT OLMADIĞI) ANLAŞILMAKLA (...) SANIKLARIN BERAATİNE KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ SONUCUNA VARILMIŞTIR."
Görüldüğü gibi mahkeme, Ebru Şimşek'in iddialarını asılsız olduğunu anlamış ve BAV mensupları hakkında beraate hükmetmiştir. Ebru Şimşek'in BAV camiası mensuplarını hedef alan iftira mahiyetindeki senaryosunun iki temel noktası bulunmaktadır.
Ebru Şimşek'in senaryosunun birinci temel noktası, davaya konu olan Ebru Şimşek' in fuhuş pazarlığı görüntülerinin güya silah tehdidi ve uyuşturucu etkisi altında ve güya kendisine hayat kadını rolü yaptırılarak çekildiği şeklindeki iddiasıdır. Ancak bu iddianın ne derece gerçeklerden uzak olduğunun anlaşılması için davaya konu olan söz konusu görüntülerin bizzat mahkemece izlenmesi yeterli olmuştur. Aşağıda, sözkonusu görüntüleri izleyen herkesin rahatlıkla farkedebildiği bazı hususlara yer verilmiştir.
Ebru Şimşek'in iddialarından ikincisi ise, sözkonusu görüntülerin bir BAV camiası mensubunun İstinye'deki evinde çekildiği şeklindeki asılsız iddiadır. Bu iddianın da iftira mahiyetinde olduğu başta resmi bilirkişi raporu olmak üzere yargı kararlarıyla, teknik mütalaalarla, tanık ifadeleriyle ve daha onlarca somut delille ispat olunmuştur. Bunlara da aşağıda yer verilmiştir.
1) Ebru Şimşek'in, tehdit altında ve şuur bulanıklığı içinde çekildiğini iddia ettiği fuhuş pazarlığı görüntüleri mahkeme huzurunda kendisini ele vermiştir
Görüntülerde en ufak şüpheye mahal bırakmaksızın fark edilebilen hususlar, Ebru Şimşek'in iddialarının gerçek dışı olduğunun açık ve somut delilleridir. Bu hususlardan bazıları şu şekildedir:
- Ebru Şimşek'te herhangi bir sarhoşluk veya şuur bulanıklığı görülmemektedir.
- Hiçbir denge veya kontrol sorunu yaşamaksızın rahatça oturmakta, kalkmakta, yürümekte, giyinmekte, soyunmaktadır.
- Her söyleneni rahat ve kusursuzca algılamaktadır.
- Kendisine verilen parayı saymakta ve hesap yapmaktadır.
- Kavram seçimi, dilbilgisi ve vurgu açısından hatasız cümleler kurmaktadır.
- Hafızası yerindedir. Örneğin görüntüdeki müşteri, aracılık yapan kişinin ismini hatırlayamamakta ve Ebru Şimşek'e sormaktadır. Ebru Şimşek ise aracılık yapan kişinin ismini (Semi) hiç düşünmeden hemen söylemektedir. Aynı şekilde kendisinden telefon numarasını isteyen müşteriye, hiç düşünmeden ve duraksamadan cevap vermektedir.
- Oldukça hazır-cevap konuşmalar yapmaktadır. Her şeye anında (kendi hayat felsefesi doğrultusunda) mantıklı ve tutarlı cevaplar verebilmektedir.
- Konuşmalarında gönülsüz bir rol havası değil, taklidi mümkün olmayan doğal ve istekli bir hava vardır.
- Konuşmalardaki konular spontane olarak yani önceden belirlenmemiş şekilde gelişmektedir.
- Gerektiğinde kendini savunmakta, karşı mantıklar geliştirmektedir. İstemediği şeylere itiraz etmektedir. Menfaatlerini titizlikle korumaktadır.
- Şaşırma, gülme gibi tepkileri tamamen tabiidir.
- O sıradaki konuşma ve davranışlarının kaydedildiğinden habersiz olduğunu gösteren davranışlarda bulunmaktadır. (Örneğin, ışığı kapatmayı teklif etmektedir.)
- Sesinde, konuşmalarında ve hareketinde korku, tedirginlik, endişe, heyecan gibi tehdit belirtileri bulunmamaktadır. Ses titremesi, kesik kesik konuşma, tereddüt, duraksama gibi, kişinin rahat konuşmadığını gösteren belirtilerin hiç biri göze çarpmamaktadır.
- Neşeli ve canlı bir ruh halindedir. Espriler yapmaktadır. Karşısındakinin şakalarına gülmektedir.
- Çevreden talimat alan bir kişinin davranışları görülmemektedir. Göz teması doğrudan karşısındaki kişiyledir. Çevrede başka biri olmadığı anlaşılmaktadır. Hiçbir şekilde (göz ucuyla bile olsa) kameraya baktığı gözlenmemektedir.
- Çevrede herhangi bir kişinin (ya da iddia ettiği gibi) "silahlı kişiler"in olduğuna dair gölge, ses vs. hiçbir belirti yoktur. Ebru Şimşek, müşterisi ile tek başınadır.
- Görüntülerin başında ekrana gelen (ve daha sonra kendisiyle röportaj yapılan) Semi Karaş'ın bu gibi gayri meşru para karşılığı ilişkilere aracılık eden, bu çevrelerde "muhabbet tellalı" tabir edilen bir kişi olduğu anlaşılmaktadır. Semi Karaş tevilli olarak bu durumu ikrar etmektedir. Bu husus, para alışverişinin ve para pazarlıklarının mizansen olmadığını göstermektedir.
- Semi Karaş da rol yapmamaktadır. O dünyanın insanlarına has konuşmalar ve davranışlar sergilemektedir.
- Semi Karaş'ın annesi, Show TV'nin Çok Özel programı ekibi tarafından yapılan gizli kamera çekiminde, kaydedildiğinin farkında olmaksızın Ebru Şimşek'in gerçek durumunu açıklamakta, Ebru Şimşek'in para karşılığı erkeklerle birlikte olduğunu ifade etmekte, bu konuyla ilgili olarak Ebru Şimşek'in aradığını ve kendisini ele vermemelerini istediğini aktarmaktadır.
- Ebru Şimşek, o dünyada kullanılan profesyonel müşteri kazanma tekniklerine başvurmaktadır. Müşteri zannettiği gazeteciye yakışıklı olduğunu, onu beğendiğini, kendisinin tam tipi olduğunu söylemektedir.
Bu görüntülerde Ebru Şimşek'in iddia ettiği gibi herhangi bir tehdit, baskı, rol, zorlama veya uyuşturucu ilaç etkisinin söz konusu olmadığı, Ebru Şimşek'in zor ve baskı altında değil tabii ve kendi iradesi doğrultusunda tavırlar gösterdiği, bu görüntüdeki olayın sıradan bir "gayri ahlaki ilişki pazarlığı" olduğu, görüntüleri seyreden herkes tarafından anlaşılmıştır. Nitekim aynı konuyla ilgili iftira soruşturmalarını yürüten 8 ayrı savcılık, bu konuda dava dosyamızda raporları bulunan adli tıp uzmanları, profesörler, doktorlar ve daha birçok kişi, görüntüleri izler izlemez Ebru Şimşek'in iddialarının gerçek dışı olduğu kanaatine ulaşmışlardır.
Dolayısıyla halen bu kişinin beyanlarına ve iddialarına dayanarak yayınlar yapanlar boşuna uğraşmaktadırlar. Yargının tesbit ettiği gerçekleri saptırarak vermenin kimseye faydası yoktur. Türk Milleti bu tip haberlere aldanmaz ancak bu tip haberleri yapanlar kendi güvenilirliklerini ve saygınlıklarını yitirmektedirler.
2) Ebru Şimşek'in, fuhuş pazarlığı görüntülerinin bir BAV mensubunun evinde çekildiği iddiasının iftira mahiyetinde olduğu mahkemece ortaya çıkarılmıştır
Ebru Şimşek'in bir BAV mensubunun İstinye'deki evinde çekildiğini öne sürdüğü görüntülerinin, gerçekte bu evle ilgisinin bulunmadığı bilirkişi raporuyla ortaya çıkmıştır. Bilindiği gibi, 1994 yılında, Ebru Şimşek, ortaya attığı "benim görüntülerimi BAV mensupları silah tehdidiyle çekti" senaryosuna kendince inandırıcılık katmak amacıyla, olayın nerede gerçekleştiğini soran emniyet görevlilerine bir BAV mensubunun İstinye'deki evini göstermiştir. Bununla da yetinmeyerek, -daha önce başvurduğu mahkemelerin iddiaların geçersizliğini görerek takipsizlik kararı verdiği- bu ithamını, BAV Davası'na taşımıştır. Bunun üzerine davaya bakan İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, İstinye'deki bu ev ile Ebru Şimşek'in görüntülerindeki evi, mahkeme heyetinin de iştiraki ile resmi bilirkişiye inceletmiştir.
Mahkemenin tayin ettiği İnşaat Yüksek Mühendisi Çağlar Göksu tarafından gerçekleştirilen bu bilirkişi tetkiki sonucunda, EBRU ŞİMŞEK'İN KANAL 6'DA YAYINLANAN GÖRÜNTÜLERİNDEKİ EVİN KESİNLİKLE İSTİNYE'DEKİ EV OLMADIĞI, bu iki evin tamamen farklı yerler olduğu ortaya çıkmıştır. Bilirkişinin buna ilişkin verdiği raporun sonuç kısmında şu ifadeler yer almıştır: "… Söz konusu mekanların AYRI MEKANLAR olduğu, gizli kamera görüntülerinin kaydedildiği mekandaki döşeme sisteminin asmolen döşemeli sisteme çevrilmesinin teknik olarak mümkün olmadığı kanaatindeyim." (18.10.2004 tarihli bilirkişi raporu, sf.3) Başka bir deyişle, Ebru Şimşek baştan sona GERÇEK DIŞI BİR SENARYO ANLATMIŞ, senelerce Türk Halkı'nı YANILTMAYA ÇALIŞMIŞTIR.
Ebru Şimşek'in gösterdiği evin görüntülerdeki evle ilgisi bulunmadığı gibi, anlattığı "silahlı tehdit" hikayesinin de görüntülerdeki gayriahlaki olayla ilgisi bulunmamaktadır. Görüntülerdeki olay gerçek bir GAYRİAHLAKİ PAZARLIĞA aittir ve konunun BAV camiası mensuplarıyla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.
EBRU ŞİMŞEK VE FATİH ALTAYLI DIŞINDA BİR ŞİKAYETÇİ YOKTUR
BAV davasında ortaya atılan iddialarda bir kısım medya tarafından sürekli olarak adı geçirilen Sayın Mehmet Ağar, gerek Ankara 2. DGM'deki 25.5.2000 tarih ve 2000/67 Tal. sayılı ifadesinde, gerekse avukatı Uğur Önder‘in 02.11.2004 tarihinde İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı'na sunduğu dilekçede, kendisinin BAV mensuplarından herhangi bir şikayeti olmadığını açıkça ifade etmiştir. Dolayısıyla Sayın Mehmet Ağar'ın bu davada adının bir takım çevreler tarafından hala müştekiler arasında gösterilmesi tamamen art niyetli bir davranıştır.
BAV davasında Ebru Şimşek ve Fatih Altaylı dışında müşteki yoktur. Bu durum İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 22.01.2007 tarih ve 2007/7 sayılı gerekçeli karar metninde şu şekilde yer almaktadır: "Yargılanmanın yürütüldüğü, 2004/26 esas sayılı dosyasında Ebru Şimşek ve Fatih Altaylı dışındaki müştekilerin yargılama aşamasında şikayetlerinden vazgeçtikleri ve polisteki ifadelerini kabul etmedikleri anlaşılmıştır."
BAV MENSUPLARI ÇETE İFTİRASINDAN DA MAHKEMELERCE AKLANMIŞLARDIR
İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2007/7 no.lu gerekçeli kararı, BAV camiası mensuplarını çete iddialarından aklamıştır. Bu iddianın mesnetsiz olduğunu belgeleyen kanıtları sayan mahkeme BAV Davası'nda çete suçunun da bulunmadığını şu ifadelerle kayda geçmiştir:
"Sanıkların savunmalarına, savunma tanıklarının ve bilirkişilerin beyanlarına ve 2004/337 esas sayılı dosyada dinlenen müşteki ve tanıkların yargılama sırasındaki beyanlarına ve yukarıda deliller bölümünde tek tek gösterilen delillere göre sanıkların cürüm işlemek için teşekkül oluşturdukları, bu örgütte yönetici ya da üye oldukları konusunda atılı (...) SUÇLARIN SABİT OLMADIĞI SONUÇ VE KANISINA VARILARAK, sanıkların bu suçtan da BERAATLERİNE..."
Diğer taraftan Ebru Şimşek'in eski avukatı Ercüment Yaltır, 2002 yılında, İstanbul C. Başsavcılığına BAV mensupları aleyhinde, 313. madde (cürüm işlemek için teşekkül oluşturma) çerçevesinde suç duyurusunda bulunmuştur. Başsavcılık suçun oluşmadığını tespit ederek takipsizlik kararı vermiştir. Bu karar, itiraz üzerine, Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından da tasdik edilmiştir.
O tarihten bugüne Ercüment Yaltır ve arkadaşlarının başvuruları dolayısıyla çeşitli savcılıklarca tam 7 kere soruşturulmuştur. Bu soruşturmaların tamamında takipsizlik kararları verilmiş ve bu kararlar ağır ceza mahkemelerince tasdik olunmuştur. Ağır Ceza Mahkemeleri kararlarıyla onaylanan bu takipsizlik kararları, davamız yargılananlarının ne eski TCK'nın 313. maddesinde belirtilen ne de yeni yasanın 220. maddesinde belirtilen suçları işlemediklerinin kesin kanıtlarıdır.
FATİH ALTAYLI'NIN İDDİALARININ DA ASILSIZ OLDUĞU İSPAT EDİLMİŞTİR
İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ve Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin beraat kararlarının yanı sıra, Fatih Altaylı'nın iddialarının da hukuki hiçbir kanıtı ve belgesi olmadığı Asliye Hukuk Mahkemelerinin verdiği beraat kararları neticesinde de ortaya çıkmıştır. Bu kararlar şöyledir:
1) Fatih Altaylı'nın iddialarının gerçek dışı olduğunu kanıtlayan İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2002/261 esas sayılı kesinleşmiş kararı,
2) Fatih Altaylı'nın suçlamalarının gerçek dışı olduğunu kanıtlayan Kartal 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 1996/381 esas sayılı kesinleşmiş kararı,
3) Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nin bilirkişi raporuyla da Fatih Altaylı'nın iddialarının geçersizliği sabittir.
|