| |
MILLER
DENEYİ ALDATMACASI
Evrimciler tarafından "hayat rastlantılarla
oluşabilir" iddiasına delil gibi gösterilmeye çalışılan Miller Deneyi,
gerçekte modern bilimsel bulgular tarafından yalanlanan bir göz
boyamadan başka bir şey değil...
Bilim ve Ütopya dergisinin,
Ekim 1998 sayısında yine Ümit Sayın imzasıyla yazılan bir yazıda,
Harold Urey ve Stanley Miller tarafından 1953 yılında yapılan ve evrim
tarihinde Miller Deneyi adıyla anılan deney konu edildi. Dergide,
bu deneyle birlikte, canlılığın yapıtaşı olan amino asitlerin ilkel
dünya şartlarında tesadüfen oluşabileceğinin ispatlandığı iddia ediliyordu.
Oysa bu deney bugün pekçok açıdan geçersizliği kanıtlanmış ve evrimcilerin
bile yıllar önce savunmayı terkettikleri bir konudur. Deneyin bilimsel
geçersizliğini gösteren temel konuları şöyle sıralayabiliriz:
• Stanley Miller, deneyinde
metan (CH4), amonyak (NH3) ve su buharı (H2O)
kullanmıştır. Oysaki, 1970’lerden sonra başta Philip Abelson
olmak üzere jeologların yaptıkları araştırmalar, dünya atmosferinde
hiç bir zaman metan ve amonyak gazlarının yer almadığını ortaya
çıkarmıştır. Bu araştırmalarda, atmosferin, ilk oluşum dönemlerinde
karbondioksit (CO2), azot (N2), hidrojen (H2)
ve su buharından (H2O) oluştuğu kesinleşmiştir. Şu anda
evrimci olsun olmasın tüm jeologlar ve biyokimyacılar, ilk atmosferin
karbondioksit, azot, su buharı ve az miktarda hidrojenden oluştuğu
konusunda fikir birliği içindedir. Bu hususta en küçük bir ihtilaf
dahi bulunmamaktadır.
Miller Deneyi, bu gazlarla tekrarlandığında
ise hiç bir amino asit elde edilememiştir. Örneğin 1975 yılında
Ferris ve Chen isimli iki biyokimyacı, karbondioksit, hidrojen,
azot ve su buharından oluşan bir atmosfer ortamında Stanley Miller’ın
deneyini tekrarlamışlar, bir tek molekül amino asit bile elde edememişlerdir.(1)
• Stanley Miler’in
deneyindeki ilkel dünya koşullarına aykırı bir diğer unsur da “soğuk
tuzak” (cold trap) adı verilen mekanizmadır. Miller, deneyinde,
bu mekanizmayı kullanarak, amino asitleri, oluştukları anda (parçalanmalarını
engellemek amacıyla) ortamdan izole etmiştir. Oysaki, doğada böyle
bir bilinçli ayırıcı mekanizma mevcut değildir. Nitekim Miller soğuk
tuzak kullanmadan yaptığı deneylerde hiç bir amino asit elde edememiştir.
• Amino asitlerin oluştuğu
öne sürülen dönemlerde, atmosferde amino asitlerin tümünü parçalayacak
yoğunlukta oksijen bulunduğu kesinleşmiştir. 3.5 milyar yaşında
okside olmuş demir ve uranyum katmanlarının varlığı, bundan 3.5
milyar yıl önce atmosferde oksijen bulunduğunu ve bunun miktarının
mevcut tüm organik yapıları parçalayıp yokedebilecek düzeyde olduğunu
göstermiştir.(2) Bu durum, oksijen dikkate alınmadan
yapılmış olan Miller Deneyi’ni tamamen geçersiz kılmaktadır.
Eğer Miller, deneyinde oksijen kullanmış olsaydı hem metan hem amonyak,
hem de amino asitler tamamen parçalanacaktı.
• Miller Deneyi’nin
sonucunda, canlıların yapı ve fonksiyonlarını bozucu özelliklere
sahip organik asitler de büyük miktarlarda oluşmuştur. Amino asitlerin,
izole edilmeyip de bu kimyasal maddelerle aynı ortamda bırakılmaları
halinde, amino asitlerin bunlarla kimyasal reaksiyona girip parçalanmaları
veya farklı bileşiklere dönüşmeleri kaçınılmazdır.
Stanley Miller deney aparatıyla birlikte.
|
Eğer Bilim ve Ütopya dergisinin yazarı bir takım
iddialarına kaynak gösterdiği, National Geographic Dergisi’nin
Mart 1998 sayısındaki “The Rise of Life on Earth” makalesini
daha dikkatli okusaydı, yazısında canlılığın tesadüflerle ortaya
çıkışı iddiasına en büyük delil olarak sunduğu Miller Deneyi’ni
Batılı evrimcilerin nasıl çoktan terkettiklerini görecekti. Makalede,
Miller Deneyi’nde kullanılan metan ve amonyak maddelerinin
gerçekte ilkel atmosferde bulunmadığı, şöyle ifade edilmektedir:
“Pekçok bilim adamının
bugün, ilkel atmosferin Miller’in öne sürdüğünden farklı olduğuna
dair kuşkuları vardır. Bilim adamları, ilkel atmosferin hidrojen,
metan ve amonyak yerine karbondioksit ve azottan oluştuğunu düşünüyorlar.
Bu ise kimyacılar için kötü bir haberdir. Çünkü karbondioksit ve
azotu tepkimeye soktuklarında elde edilen organik bileşikler oldukça
değersiz miktarlardadır. Bu, koca bir yüzme havuzuna atılan bir
damla gıda renklendiricisiyle aynı yoğunluktadır. Bilim adamları
bu derece seyrek çözeltideki bir çorbada hayatın ortaya çıkmasını
hayal etmeyi bile güç buluyorlar.”(3)
Bilim ve Ütopya dergisi yazarının öve öve bitiremediği
Miller Deneyi’nin evrimciler tarafından dahi terkedildiği, “Earth”
dergisinin Şubat 1998 sayısındaki “Life’s Crucible”
isimli makalede bir kere daha belgelenmiştir. Evrimci literatürün
en popüler yayınlarından olan bu dergide şu ifadeler kullanılmıştır:
“Bugün Miller’in
senaryosu şüphelerle karşılanmaktadır. Bunun bir nedeni, jeologların
şu an ilkel atmosferin başlıca karbondioksit ve azottan oluştuğunu
kabul etmeleridir. Bu gazlar ise 1953’teki deneyde (Miller
deneyi) kullanılanlardan çok daha az aktiftirler. Kaldı ki, Miller’in
farzettiği atmosfer varolmuş olabilseydi bile, amino asitler gibi
basit molekülleri çok daha karmaşık bileşiklere, proteinler gibi
polimerlere dönüştürecek gerekli kimyasal değişimler nasıl oluşabilirdi
ki? Miller’in kendisi bile, problemin bu noktasında ellerini
hızla ileri uzatıp, ‘bu bir sorun’ diyerek şiddetle
iç geçirmektedir. ‘Polimerleri nasıl yapacaksınız? Bu o kadar
kolay değildir.” (s.34-36)
Görüldüğü gibi içinde bulunduğumuz
1998 yılının evrimci kaynakları Miller Deneyi’ni tarihin tozlu
raflarına kaldırmış durumdadırlar. Miller Deneyi’nin yanısıra,
(Ümit Sayın’ın yazısını bütünüyle dayandırdığı) Cyril Ponnamperuma
ve benzerlerinin 70’li yıllardan kalma metan-amonyak modelleri
de aynı şekilde hiç bir anlam taşımamaktadır. Metan-amonyak içeren
ilkel atmosfer modeli bugün evrim literatüründen bile çıkarılmışken,
ne yazık ki Bilim ve Ütopya dergisinin yazarı Ümit Sayın hala sayfalar
boyunca metan ve amonyakla yapılan deneyleri delil göstermeye çalışmaktadır.
Bilim ve Ütopya Dergisi
Yazarının İşine Gelmeyen Belgeleri Örtbas Etme Telaşı
Bilim Araştırma Vakfı'nın Miller
deneyinin bilimsel geçersizliğini bu derece açık ve net bir biçimde
ortaya koymasından ve kendi asılsız iddialarının iç yüzünün ortaya
çıkmasından son derece rahatsız olan Bilim ve Ütopya dergisi yazarı
Ümit Sayın, dergisinin bir sonraki Kasım 1998 sayısında Miller'in,
BAV'ın belirttiği gibi bir itirafta bulunmadığını ve hala kendi deneyinin
arkasında olduğunu yazmıştır. BAV buna cevaben yayınladığı bültende
Miller'in, kendi deneyinin gerçek şartları yansıtmadığına dair bizzat
kendi ifadelerinin yeraldığı kaynaklardan ilgili alıntıları vermiştir.
Bu şekilde Ümit Sayın'ın kendi işine gelmeyen kaynakları örtbas etme
yöntemini de deşifre etmiştir. Bilim
adamlarının ilkel atmosferde hiç bir zaman amonyak bulunmadığı yönündeki
açıklamaları önce jeologlar arasında daha sonra da tüm biyokimyacılar
tarafından kabul edilmiş bir gerçektir. Bunun sonucu olarak 1970’lerden
itibaren Stanley Miller’ın metan-amonyaklı deneyi bilim dünyasında
gitgide geçerliliğini yitirmiş ve tamamen terkedilmiştir.
İlk atmosferde amonyak bulunmadığı
ve dolayısıyla Miller’ın deneyinin geçersiz olduğu bizzat
deneyi yapan Stanley Miller tarafından da kabul edilmiştir.
Bilim ve Ütopya dergisinin yazarı
ise, Stanley Miller’ın hiç bir zaman böyle bir açıklama yapmadığını
iddia etmektedir.
Oysaki, Stanley Miller, 8-12 Eylül
1985 tarihleri arasında İsveç’in Stockholm şehrinde, İsveç
Kraliyet Bilimler Akademisi tarafından düzenlenen “Molecular
Evolution of Life” isimli Sempozyum’da sunduğu bildiride
şu ifadeleri kullanmıştır:
“Metan, azot ve
yok denecek kadar az miktarlardaki amonyak ile su buharı karışımı
ilkel dünya için daha gerçekçi bir atmosferdir. Amonyak okyanuslarda
çözüneceğinden atmosferde çok miktarlarda bulunamazdı.”(4)
Stanley Miller’ın “Current Status of the
Prebiotic Synthesis of Small Molecules” başlığını taşıyan bu
bildirisi, Sempozyum’daki tüm bildirilerin yayınlandığı “Molecular
Evolution of Life” isimli kitapta tam metin olarak yayınlanmıştır.
İşte Bilim ve Ütopya dergisi yazarının varolmadığını iddia ettiği
kaynak, bu makaledir. Şüphesiz
ki, Stanley Miller’ın “ilk atmosferdeki amonyak miktarı
yok denecek kadar azdı” şeklindeki açıklaması Miller’ın
metan-amonyak modelinden vazgeçtiğini göstermektedir. Çünkü Miller
Deneyi çok yüksek miktarda amonyakla gerçekleştirilmiş olan bir
deneydir. Amonyak olmadan yapılan deneylerde hiç bir amino asit
elde edilemediğine göre(5) ortada Miller Deneyi diye bir bilgi
kalmamaktadır.
Stanley Miller, ilk atmosferde
amonyak bulunmadığını sadece İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi’ndeki
sempozyumda değil, çeşitli bilim dergilerindeki makalelerinde de
ifade etmiştir. Örneğin Science dergisinde yer alan bir makalesinde,
ilk atmosferde amonyağın bulunmaması gerektiğini şöyle belirtmiştir:
“Şimdiye kadar kabul
ettiğimiz şartlarda, azotun kararlı olduğu bileşik amonyak olmasına
rağmen, bu amonyak gazının büyük kısmı okyanuslarda amonyum iyonu
ve amonyak karışımı olarak çözünecektir.”(6)
Ayrıca Stanley Miller, kitaplarında ve makalelerinde,
metan ve amonyak gazlarını seçişinin belli bilimsel bir sebebi olmadığını,
bunun tamamen kişisel önyargıya dayalı bir tercih olduğunu ısrarla
ve defalarca vurgulamıştır. Bunlardan ikisi şöyledir:
“Jeolojik
ve jeofizik kanıtlar ilkel dünyanın dışkabuğunda yer almış olan
şartlar hakkında herhangi bir kesin yargıya varmamız hususunda yetersiz
kalırlar. Özellikle ilkel atmosferin kompozisyonuna ilişkin yaklaşımlar
tartışmalıdır. Bu nedenle, kendi önyargılarımız daha bir önem kazanır.”
(7)
“İlkel atmosferin içeriği
hususunda herhangi bir görüş birliği yoktur. Şu belirtilmelidir
ki 3.8 milyar yıldan daha yaşlı kayalar bilinmediğinden 4.6 milyar
ile 3.8 milyar yıl önceleri arasındaki dünya şartları hakkında
bir jeolojik kanıtımız mevcut değildir.”(8)
Tüm bu belgeler, 1953’teki Miller deneyi’nin
gerçek şartları yansıtmadığının bizzat Stanley Miller tarafından kabul
edildiğini göstermeye yeterlidir. O nedenle, Bilim ve Ütopya dergisi
yazarı Ümit Sayın’a “Stanley Miller görüşlerinden hiç
bir zaman dönmedi” gibi iddialı açıklamalar yapmadan önce, ortaya
atacağı iddiayı etraflıca araştırmasını tavsiye ederiz. Aksi halde,
bu örnekte olduğu gibi, komik duruma düşmesi kaçınılmazdır.
Kaldı ki Miller deneyinde
kullanılan gazların ilkel atmosferde bulunması gerekenlerden farklı
oldukları, dolayısıyla deneyin gerçek şartları yansıtmadığı, pekçok
bilim adamı tarafından da ispatlanmış ve bugün bilim dünyasında
genel kabul gören bir gerçektir. Yazının başında alıntılarını verdiğimiz,
1998 tarihli, "National Geographic" ve "Earth" dergilerinde açıkça
belirtilen bu gerçek daha 60'lı yıllardan itibaren pekçok bilim
adamı tarafından ortaya konmuştur.
Preston Cloud, Philip Abelson,
D.E. Nicodem gibi jeofizik ve jeokimyacıların yaptıkları araştırmalar,
Miller’ın deneyinde kullandığı metan ve amonyak gazlarının
atmosferde hiç bir zaman varolmadığını ortaya koymuştur.
Bu bilim adamları, atmosferi meydana
getiren volkanik gazlar içinde metan ve amonyağın bulunmadığını,
ayrıca kaya katmanlarında metan ve amonyağa dair hiç bir bulgunun
mevcut olmadığını, dolayısıyla metan ve amonyak gazlarının ilk atmosferde
bulunmadıklarını belirtmişlerdir. Buna ilişkin sayısız açıklamadan
burada üçünü aktarıyoruz:
“Metan ve amonyak gazlarını içeren ilkel bir atmosfer hipotezinin
sağlam temellerden yoksun olduğu ortaya çıktı ve gerçekten de çürütüldü.
Artık jeologlar başka bir alternatif görüş benimsediler: Hava ve
okyanuslar volkanlardan çıkan gazlardan oluştular.(9)
“Eğer ilkel
atmosfer volkanik dağlardan çıkan gazlardan meydana gelmişse o zaman
metan ve amonyak gazları o atmosferde çok az bulunuyordu. Çünkü
halihazırdaki yanardağlar bu gazlardan hiç cıkarmazlar.(10)
“Dünyanın atmosferinde
metan büyük miktarlarda bulunmuş olsaydı, bunun için jeolojik
kanıtlar bulunması gerekirdi. Laboratuvar deneyleri gösterdiler
ki bu gazı içeren yoğun bir atmosferden kalması gerekenlerden
biri de tortul killer tarafından korunmuş olan hidrofobik organik
molekül oluşumlarıdır. Bunun yanında en eski kayaların anormal
miktarlarda karbon ve organik maddeler içermeleri de gerekirken,
böyle birşeyi göremeyiz.” (11)
Buraya kadar açıkça anlaşılacağı gibi, Bilim ve Ütopya
dergisinin büyük evrim uzmanı Ümit Sayın'ın 60'lı yılların dahi gerisinde
kalan bilim düzeyi ile sözkonusu derginin çığırtkanlığını yaptığı
tarihin karanlığına gömülmüş köhne ideoloji, hep birlikte büyük bir
uyum sergilemektedirler.
 |
|
Bilim ve Ütopya dergisi, Stanley Miller'ın metan-amonyak
modelinden vazgeçmediğini, böyle bir bilginin bulunmadığını
iddia etmiştir. Yukarıdaki belgeyi bu derginin evrim uzmanı
Ümit Sayın'a ithaf ediyoruz. Stanley Miller bu makalesinde
"Metan, azot ve yok denecek kadar az miktarlardaki amonyak
ile su buharı karışımı, ilkel dünya için daha gerçekçi
bir atmosferdir" diyerek, 1953'deki amonyak-yoğun Miller
Deneyi'nin gerçek atmosfer şartlarını yansıtmadığını açıkça
kabul etmektedir. |
1 J. P. Ferris, C. T. Chen, “Photochemistry
of Methane, Nitrogen, and Water Mixture As a Model for the Atmosphere
of the Primitive Earth”, Journal of American Chemical Society,
Cilt 97, Sayı 11, 1975, sf. 2964
2 “New Evidence on Evolution of Early Atmosphere and Life”,
Bulletin of American Meteorological Society, Kasım 1982, sf.1329
3 National Geographic, Mart 1998, sf.68
4 Current Status of the Prebiotic Synthesis of Small Molecules,
Molecular Evolution of Life, sf. 7, 1986
5 J.P. Ferris - C. Chen, Journal of American Chemical Society, 97:11,
sf. 2966
6 Stanley Miller - Jeffrey L. Bada, Science, cilt 159, sf. 423
7 Stanley Miller, The Origins of Life on the Earth, sf. 33, 1974
8 Current Status of the Prebiotic Synthesis of Small Molecules,
Molecular Evolution of Life, sf. 5, 1986
9 Philip Abelson, National Academy of Science Proceedings, cilt
55, sf. 1365
10 J.P. Ferris - D.E. Nicodem, Nature, cilt 238, sf. 269
11 Preston E. Cloud, Science, cilt 160, sf. 730
Bölücü Terörün
İdeolojik Temeli Darwinizm Çökmüştür...
Evren Yoktan Yaratıldı
Zamansızlık ve Kader Gerçeği
Göz ve Darwin
Fosiller Evrimi Reddediyor
Kuşların Hayali Evrimi ve Archaeopteryx Yanılgısı
Miller Deneyi Aldatmacası
Darwin Formülü
Bölücü Örgütün İdeolojisinin Sözde
Bilimsel Dayanağı
Savunma Sistemi
YAYINLAR
|
|
 |