SONSÖZ
Bugün
yeryüzünde, savaşların ve savaş sonrası yapılan anlaşmaların
yapay olarak meydana getirdiği, tarih sahnesine henüz
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra çıkmış ve "cetvelle çizilmiş"
pek çok ülke görüyoruz. Tarihleri kırk elli yılı ya
da en fazla birkaç yüzyılı geçmeyen bu devletlerle yüce
Türk Milleti karşılaştırıldığında, çok önemli farklılıklar
göze çarpmaktadır.
Türk Milleti binlerce yıldan beri vardır; tarih yazılmaya
başlandığından beri, Türk'ün izi dünya tarihinin sayfalarında
var olmaktadır. Adının tarih sahnesinde duyulduğu andan
itibaren bağımsız yaşamış, kendi kendini yönetmiş, birçok
ülkeyi idare etmiş, birçok devlet kurmuş olan Türk Milleti,
en zor şartlar altında bile milli benliğini ve varlığını
korumuştur.
Millet olmak sadece sayıca fazla olmak demek değildir.
Türk Milleti dendiği zaman da bu kavramın içine sadece
birkaç yüzyıl girmez. Bu şanlı tarihe Malazgirtler,
Mohaçlar, Çanakkaleler, Milli Mücadeleler ve daha binlerce
kahramanlık destanı girer. "Toprak eğer uğrunda ölen
varsa vatandır" diyen şairin belirttiği şekilde, uğrunda
sayısız şehitler vererek, bu günlere gelen şanlı ülkemizin
tarihini kitaplara sığdırmak imkansızdır.
Türk Milleti dendiğinde, yalnız bugün yaşayan yurttaşlarımızı
değil, bütün geçmiş kuşakları ve gelecekte Türklüğün
adını, bağımsızlığını, şerefini, dünya tarihindeki seçkin
yerini sürdürecek olan henüz doğmamış kuşakları hep
birlikte düşünmek gerekir.
Bugün bu tarihi mirası muhafaza etmek ve gelecek nesillere
daha gelişmiş ve zenginleşmiş biçimde emanet edebilmek,
hepimizin üzerindeki en önemli sorumluluklardandır.
Ve bunu yaparken başvurulacak ilk kaynak Büyük Önderimiz
Atatürk ve onun uygulamış olduğu stratejilerdir. Zira,
toplumsal gelişmenin, bütünlüğün ve huzurun sağlanmasında
şimdiye kadar pek çok yöntem denenmişse de, tek çözüm
yolunun Atatürkçülükte saklı olduğu gerçeği görülmektedir.
Atatürk devrinin kıymetini bilmeyenler, birtakım yalan
ve entrikalarla milletimizi içten ve dıştan zehirlemeye
çalışmışlar, milli birlik ve beraberliğimizi sarsmak
için akla gelmeyen yöntemlere başvurmuşlardır. Oysa
Atatürk'ün bu kitapta anlatmaya çalıştığımız fikriyatı
ve kişiliği, Büyük Türk Milleti'ni ırk, mezhep, din,
sınıf kavgalarıyla bölmeye kalkışacak olanlara karşı
en sağlam savunma aracıdır.
Atatürkçülük'ten ve Büyük Önder'in açtığı yoldan en
küçük bir sapmayla bile sapıldığı takdirde, Türk Milleti'nin
bugün layık olduğu noktaya gelmesi mümkün olmayacaktır.
Benzer şekilde Atatürk unutulduğu takdirde, toplumumuz
için rahat, huzurlu ve uzlaşmacı bir yaşam ortamı da
oluşamayacaktır. Dolayısıyla ülkemizin menfaati için
Atatürkçülüğün yaşatılması ve pratik hayata geçirilmesi
zaruridir.
Millet olarak bizler Atamızı ve onun geniş
düşünerek, ileriyi görerek ortaya koyduğu anlayışı anlamak,
sevmek ve onun yolundan gitmekle başarıya ulaşacağımızı
hiçbir zaman unutmayalım.
|