Osmanlı Vizyonu ile
“TÜRK-İSLAM DÜNYASI’NA TÜRKİYE ÖNCÜLÜĞÜ”nün Önemi
11 Eylül 2001 tarihinde ABD’de gerçekleştirilen
insanlık tarihinin en büyük terör eyleminden sonra
Türkiye’nin de merkezinde bulunduğu Ortadoğu,
Kafkaslar, Orta Asya ve Balkanlar’daki otorite
boşluğu bir kez daha gündeme geldi. Ve ülkemizi
de yakından ilgilendiren önemli bir soruya cevap
aranmaya başlandı:
“Osmanlı’nın yıkılışının ardından
dünyada ortaya çıkan otorite boşluğu
nasıl doldurulacak?”
Dünyanın ünlü siyaset uzmanları ve
devlet adamları bu konuda önemli bir ülkenin ismini
telaffuz etmeye başladı: Bu ülke, Osmanlı’nın
tarihsel mirasçısı olan Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Türkiye, tarihten gelen devlet tecrübesine,
demokratik yapıya, modern, genç, dinamik nüfusa
ve yetişmiş insanlara sahiptir.
Türkiye, farklı ırkları, dinleri,
dilleri yüzyıllarca bir arada barış içersinde
barındıran Osmanlı İmparatorluğu’nun mirasçısıdır.
Türkiye’nin kültüründe, insanları
kucaklayacak sevgi, merhamet, fedakarlık, hizmet
aşkı ve barışseverlik vardır.
Türkiye, tarihinde Türk – İslam
dünyasına manevi liderlik yapmıştır ve bu coğrafya
ile ortak kültürel değerlere sahiptir
Türkiye medeniyetler arasındaki köprünün
tesis edilmesinde doğu tarafından olduğu kadar
batı dünyası tarafından da öncü kabul edilmektedir.
Türkiye şu an Kafkaslar’da, Balkanlar’da
ve özellikle Ortadoğu’da yaşanan savaşların, karışıklıkların
ve acıların son bulmasında, bölgenin sorunlarını
çok iyi bilen bir ülke olarak kilit konumdadır.
Türkiye’nin sahip olduğu bu şanlı
miras, yeryüzünün tekrar barış, sevgi ve kardeşlikle
dolması için bizleri tüm insanlığa karşı sorumlu
kılmaktadır.
Bu sebepledir ki, yaşadığımız bölgedeki acıların
ve karışıklıkların bir an önce son ermesi için
Türkiye’nin öncülüğünde yapılması gerekenlerin
ortaya konulması gerekir;
- Türkiye’nin, Kafkaslar’ın, Balkanlar’ın ve Ortadoğu’nun
istikrarı ve Dünya Barışı için yeniden tarihten
gelen misyonunu üstlenmesi gerekmektedir.
- Türkiye’nin tarihten gelen önemi,
şu anda çevremizde oluşan konjonktüre yansıtılmalıdır.
- Türkiye’nin, daha önceden olduğu
gibi bölgedeki ülkeleri birleştirici ve sürükleyici
konumuna gelmesi için gereken politikalar yürütülmelidir.
- Aydınlarımızın, askerimizin, siyasilerin,
sivil toplum kuruluşlarının, basının vd. teşvikleriyle
milli birlik ve beraberliğimizi
artırıcı yurt çapında genel bir atmosfer oluşturulması
gerekmektedir
- Türkiye’deki sağduyu sahibi her
camia bu fikir etrafında bir birlik teşkil
etmeli ve bunu seslendirmelidir.
BİLİM ARAŞTIRMA
VAKFI
|