PDF formatında görüntülemek için tıklayın

YARGITAY HAKİMLERİ DE HATA YAPABİLİR

-          Yüce hukuk sistemimizde Yargıtay hakimleri büyük bir sorumluluk taşımaktadırlar. Verdikleri kararların hukuka, adalete ve vicdana uygun olması gerekmektedir.

-          Fakat elbette, Yargıtay hakimleri hata yapabilirler. Bu son derece normaldir. Bir mahkeme hakimi tek bir davaya aylar içinde karar verirken, Yargıtay hakimlerinin bir davaya karar verebilmek için yalnızca saatleri, hatta dakikaları vardır. Dolayısıyla bu kadar kısa bir süre içinde verilen kararda hata çıkması doğaldır. Başka nedenlerle de yargıtay hakimleri hata yapabilirler.

-         Bu, tarihte pek çok kere olmuş, Yerel Mahkemeler Yargıtay'ın kararını tarih içinde binlerce kez bozmuştur. Hatta Yargıtay'ın hatası, tarihte sayısız kere Yargıtay'ın başka bir dairesi tarafından da bozulmuştur.

-          Devletimizin bu konuda tedbir almış olması da bu hata payından kaynaklanmakta, buna önlem alma amacını taşımaktadır. Öyle ki, Yargıtay'dan gelen bütün kararlar Yerel mahkemelere sorulmakta ve mahkemelere söz konusu karara direnme yetkisi verilmektedir. Bu, Devlet'in yerel mahkemelerin fikrine olan saygısındandır. Direnme durumunda Yargıtay'ın hata yapmış olma ihtimali üzerinde durulmakta ve dava dosyası tekrar incelenmektedir. Söz konusu sistem, Yargıtay'ı denetleyen adil bir sistemdir ve Yargıtay'ın da hata yapabileceğini kabul etmiş olmaktadır.

Nitekim Yargıtay Eski Başkanı Sayın Osman Arslan "Yargıtay da hata yapar" sözleriyle bu gerçeği teyid etmiştir.

-          Yargıtay'ın kararlarının yerel mahkemelere gönderilmesi, teyid niteliğinde önemli bir önlemdir. Yerel mahkemelerin bir davayı araştırmak için imkanı ve zamanı vardır. Uzman tutabilir, incelemeler yapabilir, bilirkişi tespitlerinde bulunabilir, evrakları inceleyip şahitler dinleyebilir. Bu kadar uzun vadeli bir incelemenin daha sağlıklı sonuç vereceği açıktır. Dolayısıyla böyle bir imkana sahip olan yerel mahkemelerin Yargıtay'ın muhtemel hatalarını ortaya çıkarması son derece normaldir. Yerel mahkemenin bu kararları zemini güçlü, saygı duyulacak kararlardır.

-          Bu gerçek karşısında bir yerel mahkemenin, Yargıtay'ın 'tekrar incele veya bir başka maddeden yargıla' kararı karşısında hipnotize olması, "Herhalde Yargıtay benim ceza vermemi istedi", "Gizli bir işaret var herhalde", "Yargıtay ceza vermek istiyorsa, bundan başka yol yok" gibi vehimlerle hareket etmesi, haklı olduğunu bildiği halde kendi kanaatini bir kenara bırakarak Yargıtay'ın polis fezlekesinden naklettiği bilgileri, kesin bir bilgiymiş gibi esas alması büyük bir aczdir, hukuka tamamen aykırıdır.

-          "Yargıtay hata yapmaz" düşüncesiyle hareket edilirse, ve "Yargıtay kanaatine hiç kimse hiç birşey diyemez" denirse verilen hiçbir hükme itiraz imkanı olmayacaktır. Bu durum kuşkusuz çok büyük adaletsizliklere sebep olacaktır. Adeta kontrol edilemeyen, insan iradesinin ve aklının, gücünün yetmediği bir kabusa dönüşecektir.

-          Bir yerel mahkeme hakiminin, devletin ona verdiği yetkiyi unutarak kendi konumunu ve hükmünü bir kenara bırakarak, "Yargıtay'dan bir ima, bir işaret var. Bu imaya göre hareket etmeliyim ve Yargıtay'ın dediğini yapmalıyım" diye düşünmesi, "Ben kimim ki, Yargıtay benden daha iyi düşünür" zihniyetiyle hareket etmesi yalnış bir hareket olacaktır. Hakimler değerli insanlardır ve onların hükmü, incelemeye dayalı değerli ve kanıtlara dayanan hükümlerdir ve kanunlarımıza göre de geçerlidir.

-          Yargıtay gizli-açık ima ile hiçbir hakime talimat veremez. Bu sebeple ima ile hareket edilmeyeceği bellidir. Türk Devleti olarak bizim gizli kanunlarımız yoktur. Tüm kanunlarımız açık ve alenidir.

-          Yargıda pazarlık yoktur, hak ne ise onun olması gerekir. Çeşitli baskıların etkisiyle "3-5 kişiye ceza vereyim, diğerlerine vermeyeyim. Böylelikle Yargıtay'a ters düşmemiş olurum" anlayışı adaletli bir hakimin yapacağı bir şey değildir. Hem şikayetçileri hem sosyeteden bazı kişileri, hem basını, hem de bazı güç odaklarını razı edeyim diye ara bir yol yoktur adalette.

-          Yargıtay'ın vardığı kararlarla ilgili olarak ülkemizde bir kanun boşluğu vardır. BAV davasında olduğu gibi, Yargıtay tarafından verilen haksız bir karar söz konusu olduğunda bunun sorgulanabilmesi gerekir, mesela avukat nezdinde alınmamış olan polis ifadelerinin neden geçerli sayıldığının açıklamasının istenmesi gerekmektedir. Söz konusu bu tip karışıklıkların olması bu kanun boşluğuna dayanmaktadır.

-          Buna benzer hukuki bir hatada herhangi bir mahkemeye itiraz edilebilmekte ve tazminat davası açılabilmektedir. Kararın haksız olduğunun görülmesi ciddi bir suç olmakta, tazminat davası ile karşılık görmektedir. Fakat Yargıtay'a yönelik olarak böyle bir itiraz yapılamamaktadır. Bu sebeplerle söz konusu kanun boşluğundan dolayı, cevap veremeyerek ve kendilerini savunamayarak insanlar ağır töhmet altında kalmaktadırlar. Dolayısıyla konumunun ne olduğunu anlama imkanı da ortadan kalkmaktadır.

-          Eğer hukukun üstünlüğü isteniyorsa, bu konuda mutlaka kanuni bir düzenleme yapılması gerekmektedir.

-          Bu hukuk boşluğuna rağmen, yerel mahkemelerimizin Yargıtay'ın hatasını düzeltmek yerine, -kendi kanaati bu şekilde olmamasına rağmen– onun verdiği hükme kayıtsız şartsız teslim olması, hukukun güvenilirliğine ciddi şekilde zarar vermektedir.

-          Eğer bir dava dosyasında açık bir şekilde suç unsuru yoksa, avukat huzurunda alınmamış polis ifadelerinin kanunen geçersiz olduğu görülüyorsa, şahit ve bilirkişi raporlarıyla tüm iddialar yalanlandıysa, ve mahkemenin tüm bu delillere kanaati gelip sözde örgütte lider olarak gösterilen Bülent Tatlıcan isimli kişiye beraat verdiyse, ne Ergenekon çetesinin komünist sol kanadının baskısı, ne sosyeteden bazı kişilerin baskısı, ne kin dolu insanların baskısı ne de Darwinist/Marksist görüşte olan kişilerin baskısı yerel mahkeme hakimini yıldırmamalıdır.

-          Bu baskılar karşısında yılmayan dürüst hakimlerle Türkiye'de hukuk şaha kalkacak, Türkiye huzura kavuşacaktır. Bu tarzdaki samimi, dürüst ve vicdanlı hukuk sistemini millet olarak teşvik etmeli, koruyup kollamalıyız.

 

Sedat  Altan

Bilim Araştırma Vakfı Başkanı

 

 

Ana Sayfa - Arkadaşına Gönder - E-mail - E-mail Listesine Kayıt